Okuma Alışkanlığını Değerlendirme

Okumayı öğrendiğimizde altı ya da yedi yaşlarındaydık. Hepimiz mini mini ve meraklı, bir an önce okumayı öğrenmek istiyorduk. Ee sonunda o kırmızı kudelaları taktık, okuma bayramımızı yaptık. Ama hepimize kelimeleri tane tane okumamızı öğrettiler hatta bizler önce heceliyorduk. Heceleri birleştirip kelimeleri okuyorduk. Mesela;

A li to pu at,

İ pek sü tü nü iç,

Ka ya ı şı ğı yak gibi.

Burada dikkatinizi çekmiştir. Heceleme yapıldığında anlama hemen azalıyor ve sıkılma başlıyor. Yavaş okurken de aynı sorunla karşılaşıyoruz. Bir cümlede anlam bütünlüğünden önce kelimelerin anlamları düşünüldüğünde hem okuma ve anlama azalıyor hem de sıkılıyoruz. Beynimiz gerçekten çok zeki. Beyin dakikada yaklaşık 600 kelimeyle düşünür. Dakikada 150 kelime okunduğunda beyinde 450 kelimelik bir boşluk meydana gelir. Beyin bu boş zamandan çok sıkılır ve hayal dünyasına dalar. Konsantrasyon sorunları başlar.

Okuma ve anlama sorunlarının farkına varılması çok önemli bu sebeple sizlere “Okuma Alışkanlığını Belirleme Ölçeğinden” bahsetmiştim. Buna göre çocuğunuz;

– Yüksek sesle okuyorum ve kelimeleri heceleyerek ya da teker teker okuyorum demişse, öncelikle bu alışkanlığının farkına varılarak sessiz okuma alıştırmaları yapılabilir, paragrafa göz gezdirilerek anlam bütünlüğünü fark etmesi sağlanabilir.

– İçimden seslendirme yapıyorum ve dudaklarımı kıpırdatıyorum demişse, okuma sırasında çiklet çiğneyebilir ya da dişleri arasına kalem koyup okumayı deneyebilir.

– Yazıdaki ayrıntılara takılıyorum, yazının ana fikrine yoğunlaşamıyorum demişse, pasif okuma yapıyor demektir. O zaman kısa paragraflar okuması sağlanarak, ne anladığını anlatması istenebilir ya da okuduklarına önce göz atıp sonra okuduğu konuyla ilgili soru sorularak anlatması istenebilir ve yeniden gözden geçirip sistemli bir okuma yapılabilir.

– Konsantrasyon sağlamakta zorlanıyorum, yazının ilgimi çeken bölümlerini okuyorum ya da çabuk sıkılıyorum demişse, okuduğu yazı ilgisini çekmiyor ya da okuma amacını bilmiyor olabilir. Aynı zamanda yavaş okuduğu için de beyin sıkılarak hayal kurar.

– Gözlerim yoruluyor, ağrıyor demişse, göz kasları yeterince gelişmemiş demektir. Bu durumda göz hareketlerini artıracak alıştırmalara önem verilmelidir. En basitinden, ellerini iki yana açarak işaret parmaklarını kaldırıp, sola ve sağa bakarak(başını oynatmadan) görmeye çalışabilir. Aynı alıştırmayı gözlerini yukarı-aşağı hızlıca bakarak da yapabilir.

– Hızlı okursam anlayamayacağımı düşünüyorum demişse, hızlı okuma önyargısı vardır. Önyargıları parçalamak zordur ama beyine nasıl bir talimat verirseniz sonuçta o doğrultuda harekete geçiyor. Eğer hızlı okuduğunda bunun yalnızca bir alışkanlık meselesi olduğunu ve alışkanlığa dönüştüğünde eskisinden daha iyi anlayarak okuduğunu fark ettirirseniz bu önyargısı da parçalanacaktır.

– Sık sık geri dönüşler yapıyorum ya da okuduklarımı tekrar okuyorum demişse, kitap okuma alışkanlığı gelişmediğinden kelime dağarcığı yetersizdir. Sözlük çalışması yapılarak bu sorunun önüne geçilebilir. Aynı zamanda 10×15 cm ebatlarında bir kartonu keserek, bu kartonla yazı kapatılabilir ve okudukça üstten yazı kapatılabilir.

– Yazının giriş, gelişme, sonuç bölümlerini ayırt etmekte zorlanıyorum demişse, muhakeme yeteneği gelişmemiş demektir. Bu da yumurta mu tavuktan çıkar tavuk mu yumurtadan çıkar mantığı gibidir; yani ne kadar okursak muhakeme yeteneği o kadar gelişir, muhakeme yeteneği ne kadar gelişirse o kadar kitap okumaktan zevk alırız ve yazıdaki bölümleri fark ederiz.

– Yazıyı parmaklarımla takip ediyorum demişse ilk başlarda bu normaldir ama parmaklar satırlar üzerinde hızla hareket ederken gözlerde aynı şekilde hareket etmelidir. Sonrasında parmakla takip etmeye son verilmelidir.

– Okuduklarımı tekrar okuyorum ve gördüklerimi çabuk anlamıyorum demişse kendine güvensizlik, algılama ve anlama problemi vardır. O zaman bir yazı verilerek içindeki bazı kelimeleri ona süre vererek bulmasını söyleyebilir. Böylece okuma sırasında dikkati de canlı olacağı için anlaması artar.

Sevgiler
Öznur Karaeloğlu


Paylaş